Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

www.ankaRAP.com

www.ankaRAP.com

Ağustos 2007 tarihli yazilar Ağustos 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Break Dans Terimleri

Air Flaw: Havada takla atarak dönmek.

Air Tracks: Eller yerde,ayak ve bacaklari yere degdirmeden dönmek.

Baby: Bebek gibi yerde yuvarlanip,ziplamak.

Backspeed: Sirtta hizlica dönmek.

Crone: Omuz degmeden kafanin etrafinda dönmek.

Danlock: Özgün,serbest hareketler.

Dirsek Nighty: Nighty`den farkli olarak dirsegin üzerinde dönmek.

Egyptian: Eloctro Boogie sitili...

Handglove: Yumruk üzerinde dönmek.

Kafa: Elleri yere degdirmeden kafa üzerinde dönmek.

Kafa Kopter: Kopterden farkli olarak,kafa ekseni üzerinde dönmek.

Kamikaze: Vücut dik,eller yapi halde havaya sicrayarak yere parelel halde dönmek.

Kopter: Yüz üstü dirseklerin üstüne yatarak, 180 derece acik ayaklarini savurarak,omuz üstünede dönmek.

Kulplu: Jimnastikte oldugu gibi ellerin yere konularak,bacaklari degdirmeden dönmek.

Makas: Amuda kalkarak,ayaklari ileri geri hareket ettirmek.

Nighty: Amuda kalktiktan sonra,diger eli yerden cekerek tek el üzerinde dönmek.

Nighty Night: Amuda kalktiktan sonra,diger eli yerden cekerek tek el 4-5 tur dönmek.

Tek el: Yerdeki elin dirseginin karin boslugunda destek vermesiyle,vücut yere paralel tek el üstü dönmek.

Tek el Jump: Tek el`den farkli olarak,dönülen elin üzerinde ziplayarak dönmek.

Scopion: Amuda kalktiktan sonra kafayi ice,vücütla ayni hizaya cekerek dönmek.

Worum: Yüz üstü uzanarak,yere kutucuk gibi hareket etmek.

B-Boy Nedir?

Break Dance Kız break dansçılara b-girl, erkeklere b-boy deniyor. Hip-Hop'a ait bir bölüm değil. Genellikle Break dans yapıyorlar ama bunun yanında elektro, bugi, power, modern, techno, lowkick yapanları da görünebilir. Tüm dansları yapmakta Esenler'den Emilyo break dansta Yedikule'den Serdar ve İzmir'den Gizmo Türkiye çapında tanınmakta ve beğenilmektedir. Break dansın tarihine baktığımızda break dans Güney Amerika daha açıkçası Brezilya'dan alınan CAPOEİRA sitilinin Amerikalı sokak çocukları tarafından değiştirilip şu anki sitiline uyarlanmış halidir. Amerikalıların bulmasına rağmen gerek Hip-Hop gerek break dans alanında Almanya dünyanın en iyisi olduğunu gösteriyor. Daha önce de söylediğimiz gibi rock ve hard rock bu ülkede çıkmıştı Almanya için alternatif müzik ve alternatif hayatın merkezi diyebiliriz. Break dans rap müziğinden önce çıktı ilk çıktığı zaman yaptığı stil şuan ki elektro müziğin aynısıydı daha sonra break dans elektro dans ismini aldı bugünün break dansı Hip-Hop ortamında moda olunca bu ismi aldı. Break dansta şu anda yapılması en zor ve en çok uğraşılan hareket olarak airtrack ve airtrackli kombinasyon olarak görüyorum. Bunun yanı sıra break dans ve b-boy partilerinin karı, kız ve sikiş sokuş ortamına dönmüş artık Beyoğlu'nun balicileri bile 4 tur nighty atabiliyorlar. Çok yozlaşmış olduğunu görüyor belki bu yozlaşmanın nedeni rap'e ait bir bölüm olmamasından kaynaklanıyor olabilir çünkü rapper kişilikte olan insanlar kendi yaşadıkları yerleri ve ortamları fuhuş ortamına çevirmekten kaçınır ve nefret ederler. Eskiden para kazanmak için break dans yapılırdı şu anda ise para verilip yapılıyor çünkü danstan daha çok beceri yarışması spor için yapılıyor. Hatta bazı Hıristiyan ülkelerinde manastırda siyahların break dans yaptıkları göreceksin. Bu break dans olayı bayağı bir yaygınlaştı. Hatta break dans yüzünden Hip-Hop ve rap moda oldu her yerde bu stile uygun elbiseler satılmaya başlandı kısacası özenti topladı. Tabi kötü oldu ama neyse bu da geçer...

Break Dance Tarihi

1980’li yılların başında Amerika’da başlayan ve bir fırtına gibi bütün dünya gençliğini etkisi altına alan break dance, Türkiye’de 1993 yıllarında kendini etkin olarak göstermeye başladıktan bir süre sonra bir anda gözden kayboldu. Bugün bildiğimiz sitiliyle break dance ise, (sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı gereği, break dance’nin ortaya çıkışı için en uygun koşulların oluştuğu) İstanbul’da, Almanya’dan gelen ‘İstanbul City Breakers’ın tetiklemesiyle yayıldı yurdun dört bir yanına. İstanbul City Breakers’ın efsanevi danslarıyla suladıkları topraklardan, Bakırköy’de ‘Lords Of İstanbul’ ve ‘Takım 34’, Kadıköy’de ‘İstanbul Street B-Boys’ yeşerdi. Hemen ardından İzmir’de Young Energy B-Boys, Ankara’da Devil Dogs, Bursa’da Bursa City B-Boys esen bu rüzgarı Anadolu’ya taşıyan öncüler oldular. İstanbul’da ise Özellikle 'İstanbul Street B-Boys' un Kadıköy yakasında peşi sıra düzenlediği, ve genellikle Dj Turbo, Dj Arda ve Dj Double MT’nin dj.liklerini yaptığı partilerde b-boylar biraya gelerek kendilerine yeni yaşam alanları yaratıyordu. Türkiye'ye ilk olarak, 'İstanbul Street B-Boys'un partisine Flying Steps’den Crok ve Vartak geldi. Bu başarıyla geçen büyük partiden güç bulan Takım 34 ve S2K 1998 yılında Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük partisi olan 'Kıyamet Günü'nü düzenlediler. South Side Rockers grubu ve yurt dışından bir çok b-boy ve graffitici’nin yanı sıra 1500 kişinin katıldığı ‘Kıyamet Günü’ ile break dance’nin yakaladığı muhteşem rüzgar, bir anda tüm Türkiye’de break dance’ın gençliğin arasında salgın gibi yayılmasını sağladı. Bu rüzgarda, elbette aynı yılarda, Dj Arda'nın yaptığı ve efsane b-boy Storm'un yanı sıra Flying Steps'den ayrılan Crok'unda katıldığı büyük partinin ve yılarca Blue Jean dergisindeki köşesinde yazdığı yazılarla yurt genelinde tüm breaker’lar arasında iletişimi sağlayan Turbo’nun payı büyük oldu. Birbiri ardına kurulan yüzlerce grup arasında, bugün adı en çok duyulan Takım 34, Young Energy B-Boys, Lord Of İstanbul, Devil Dogs, Bursa Sky-B Crew, Dream Night Breakers, İnfaz Apache B-Boys, Bağcılar B-Boys, Breakkers Famılly, C4 Crew, Deprem, Kayseri B-Boys, İstanbul Street B-Boys, L.O.İ., Pendik B-Boys, Poison Of Spider B-Boys, Samsun Stars Breakers, Trabzon Free Young bu gruplardan sadece bazıları.

Dünyada ‘Break Dance’ın doğuşuna dair birden fazla öykü dolaşmakta ortalıkta. Afrika Bambaata’nın Newyork’da sokak kavgalarına son vermek, gençler arasında çıkan sorunlara barışçıl bir çözüm bulmak amacıyla break dance’ı ortaya çıkardığını söyleyenlere karşılık, Los Angeles'dan Sugarpop’un bu dansı ortaya ilk kez çıkardığını söyleyenlerde bulunuyor. Ortaya çıkış şekli nasıl olursa olsun, break dans’ın en büyük özelliğinin, onun fiziğe, çevikliğe ve akrobasiye dayanan bir sokak dansı olarak, rakiplerin aynı anda karşı karşıya gelerek tüm hünerlerini kapışma yoluyla ortaya koyarak çıkabilecek kavgalara son vermesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bugün, birkaç yıl gibi çok kısa bir süre içinde Türkiye’nin dört bir yanında çalışmalarını sürdüren pek çok grubunun ortaya çıkması, hiphop kültürünün en temel unsurlarından biri olan break dance’ının önlenemez yükselişini açıkça göstermektedir. Üstelik, özelikle Avrupa’da resmen devlet eliyle desteklenmesine karşın, ülkemizde devletin kolluk kuvvetlerinden, radikal siyasi akımların alt temsilcilerine, nihayetinde eğitimsiz halkın genelinin tüm engellemelerine rağmen break dance, gençler arasında büyük bir hızla yayılarak yurdun dört bir yanında mahallelere kadar girmiştir. Bu yayılmada, elden ele dolaşan video kasetleri, hiphop partileri, break dance’ın estetik görünümü ve en önemlisi de gençlerin pek çok temel ihtiyacını karşılıyor olması çok etkili olmuştur.

Break dance aracılığıyla günümüz gençliği pek çok temel ihtiyaçlarını karşılamaktadır: bulunduğu baskıcı çevreden kopup yeni bir arkadaş grubuna üye olma, kendisini geliştirme, ifade etme, çevresine kabul ettirme, ve biriken enerjilerini bu güç, çeviklik gerektiren bu sportif dans aracılığıyla açığa çıkarma....

Buna karşılık, daha çok alt ve orta sınıfa mensup ailelerin çocukları olan breaker’ları bekleyen pek çok temel sorun bulunmaktadır. Bu temel sorunlardan biri, çalışabilecekleri yeterli alanların bulunmaması. Avrupa’da ve Amerika’da toplumun sosyal ve kültürel gelişmişliği nedeniyle, gençlerin çalışabilmeleri için pek çok kurumların kurulmasına, sosyal, kültürel ve sportif alanların açılmasına karşılık, Türkiye’de çalışabilecekleri kapalı bir alanı bulunmayan ve bu nedenle dışarıda, sokak ortalarında çalışmak zorunda kalan gençlerin mekan sorunu çözülmesi gereken en temel sorunlardan biridir. Belki de en büyük temel sorunlardan biride, Türk toplumunun kendilerine karşı gösterdikleri yoğun baskı ve dışlamışlık. Temel bir sorun olan mekan sorunu, yaz kış demeden dışarılarda bulunabilecek iyi veya kötü alanlarla kendileri için çözülebilecek bir sorun olmasına karşın, ailelerinin ve toplumun kendilerine karşı gösterdiği baskı, şiddet ve aşağılanma önlerinde bir duvar gibi duran daha büyük bir sorundur. Bu sorun aşıldığında ise, break dance’ın bir sel gibi akmasını durdurabilecek hiçbir güç kalmayacaktır önünde.

Underground Tarihi

BATI'DA Kronos'un üç oğlu dünyayı paylaştıkları zaman, kardeşlerin en acımasızı olan Hades, karısı Persephone ile yeraltında hükümranlık kurunca, yeraltının yüzlerce yıl sürecek yazgısı da belirlenmiş oldu. Mitosların egemenliğindeki dünyada yeraltının anlamı yüzlerce yıl önce şekillendi.

Orası, sert ve zalim bir Tanrı'nın yönetimi altında bulunan, gölgeler halindeki ölülere terk edilmiş, her gireni kabullenen, ancak insanı bir kez içeriye aldı mı, bir daha dışarıya bırakmayan, acımasızlığın hüküm sürdüğü bir sırlar alemiydi.


Daha sonraları yeraltı bir kaçış yoluna dönüştü. Yaşadıkları ya da maceraya atıldıkları şehirlerin kanalizasyonları, yeryüzündeki tehlikelerden kaçarken roman kahramanlarına yardımcı olmamaya başladı. Yeraltının bir kaçış yoluna dönüşmesi motifi özellikle yazında ve daha sonra da sinemada pek çok kahramanın işine yaradı. Kahramanlar şehirlerin kanalizasyonlarında peşlerine düşenlerden kaçıyorlardı. Kaçarken de, genelde üstleri, başları pisleniyordu. Pisliğe bulaşmış insan ya da pisliklerden kaçan insan, bunu gerçekleştirebilmek için pislenmeyi göze alıyor; bu da, sanatın romantik düzdeğişmecelerinden birini okura/seyirciye sunuyordu.

Yeraltı, Graham Greene'in romanından Carol Reed'in sinemaya uyarladığı, 1949 yapımı The Third Man (Üçüncü Adam) örneğinde olduğu gibi, bazen, yeryüzündeki olayların çözümlendiği, kötülerin cezasını bulduğu, adaletin gerçekleştiği bir uzam; bazen de, Andrzej Wajda'nın 1956'da çektiği Kanal adlı filminde olduğu gibi kurtuluş umuduyla girilen ve gitgide tuzağa dönüşen bir uzam olarak değerlendirilmiştir. Ancak, daha sonra çeşitli korku ve macera filmlerinde yeraltı, tehlikelerle, korkunç, kötücül, gizil güçlerle, yırtıcı hayvanlarla veya fantastik yaratıklarla dolu bir uzama dönüştürülmüştür.

Amerikan İç Savaşı ise yeraltı sözcüğüne farklı bir boyut getirmiştir. İç Savaş sırasında, zenci kölelerin kuzey eyaletlerine kaçırılması işine 'Underground Railroad' (Yeraltı Demiryolu) adı verilmiştir. Oysa gerçek anlamda ne bir demiryolu söz konusudur, ne de yeraltı. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğüne kendi dışında bir anlam yüklenmiş ve örgütler tarafından planlı bir şekilde gerçekleştirilen gizli kaçırmalar için kullanılmaya başlanmıştır bu sözcük.

Teknolojik gelişmelerle birlikte, yeraltı da gizemli, korkulan, karanlık bir yer olmaktan kısmen uzaklaşmış ve ulaşımda kolaylık sağlayan, şehir trafiğinin yükünü azaltan, işlevsel bir uzama dönüşmüştür. Ancak, teknoloji ile koşut olarak artan iletişimsizlik, sonuçta Denys Arcand'ın yönettiği Kanada-Fransız ortak yapımı olan 1989 yılında gerçekleştirilmiş Jesus of Montreal (Montrealli İsa) örneğinde de görüleceği gibi, yeraltını iletişim kurulmaya çalışılan bir uzama dönüştürmüştür. Bu filmde, tiyatroda canlandırdığı İsa rolünü hayatına geçiren genç yönetmen, ölmeden az önce, bir metro istasyonundaki insanlara yönelerek, onlara hayatın bazı değerlerinden söz etmeye, onları uyarmaya ve onlarla iletişim kurmaya çabalamaktadır. Ayrıca günümüz sinemasında, bazı filmlerde, yeraltı, sapık katillerin dolaştığı, birtakım çıkar hesaplarının çözüme ulaştırıldığı, karanlık güçlerin egemenliğindeki bir uzam olarak da sunulmaktadır.

Genelde olumsuz özellikleri ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğü, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte daha çok politik bir içerik kazanmıştır. Yerleşik düzeni, hükümeti veya bir ülkeyi işgal etmiş olan askeri kuvvetleri devirmek, bozguna uğratmak için oluşturulan örgütlerin faaliyetleri yeraltı sözcüğü ile tanımlanmıştır. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğü politik bir içerikle birlikte, var olan egemen güçlere karşı yürütülen gizli eylemlerin planlanması ve gerçekleştirilmesi anlamını da kapsamıştır. Tıpkı İç Savaş Amerika'sında olduğu gibi, yeraltı sözcüğü bir uzam adı olmaktan çıkarılmış, simgesel bir anlama ulaştırılmıştır.

Yeraltı, tarih boyunca, ölüler diyarı, kaçışın gerçekleştirildiği yer, direnişin nüvesini barındıran yer, yeryüzündeki iki bölge arasında kalan geçiş yeri veya geçit, karanlık çıkar hesaplarının görüldüğü bölge gibi çeşitli yüklemelerin yapıldığı bir uzam olagelmiştir.

Zaman içinde, özellikle de 1950'li yılların ortalarından itibaren, egemen kültürel yapıyı reddeden altkültürlerin tümü yeraltı tanımını üstlenmeye başlamıştır. Böylece, tanımın kapsamı da gitgide genişlemiştir.

Yeraltı sözcüğü sanat olarak değerlendirilmeye başlandığında, bu sözcük, 'egemen olana karşı durmak' gibi simgesel bir anlamı da üstlenmiştir. Underground sanatın doğuşu da insanların gönüllü olarak bulunduklarını kabullenmeleriyle gerçekleşmiştir. Önceki dönemlerde, yeraltına gidişi Orpheus örneğinde olduğu gibi, yeraltında bulunan bir şeyi elde etmek amacıyla ya da kaçış ve direniş için zorunlu olarak gerçekleştiği halde, artık insanlar tamamen gönüllü olarak simgesel bir yeraltına inip sanatlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Zamanla underground, bazı totaliter ülkelerde açık açık yayımlanması yasaklanan eleştirel yazıların bulunduğu, el altından dağıtılan dergi ve gazeteleri kapsamına alan; ya da ABD gibi ülkelerde çok sınırlı bir dağıtım ağına sahip dergileri devrim, ırkçı azınlıkların nedenleri ve solcu politikalar üzerine kuran çalışmaları bünyesine alan bir yapıya dönüştürülmüştür.

Sinema alanında, tecimsel film endüstrisinin dışında üretilen ve dağıtım yapılan; genellikle yapımcılığını, yönetmenliğini, senaristliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurguculuğunu aynı kişinin yaptığı, yönetmenin sanatsal tutumunu yansıtan ve tecimsel filmlere kıyasla gerek biçim, gerekse teknik ve içerik yönünden daha özgür filmlere underground film denilmiştir. 16 ve 8 milimetrelik kameralarla gerçekleştirilen bu filmler, onlardan önceki filmlere kıyasla çok deneysel, açık veya ezoterik olarak kabul edilen filmlerdir. Andy Warhol'un çeşitli filmleri, Luis Bunuel ile Salvador Dali'nin Un Chien Andalou (Endülüs Köpeği-1928) gibi filmleri bu kategoride değerlendirilmektedir.

Müzik alanında, ilk ortaya çıktıkları dönemlerde altkültürlere hitap eden, daha sonra yaygınlık kazanan ve genel kabul gören metal, trash, punk gibi müzik tarzları underground kapsamında sunulmaktadır.

Resim ve yontu alanlarında ise pop-art ile koşut olarak değerlendirilen bir underground kavramından söz etmek mümkündür. Tiyatroda ise yerleşik kalıpların dışında kalan, metinden çok harekete ağırlık veren, 'gösteri' özelliği ağır basan, sınırlı sayıda ve ilgilenen seyircilere yönelen, seyircisini uyaran, irkilten, hatta tiksindirmeye gayret gösteren çalışmalar underground kapsamında değrelendirilmektedir.

Yazın alanında, underground özellikle Beat kuşağı sayesinde hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır. William S. Burroughs'un 1953'te yazdığı Junky (Canki) adlı roman Beat kuşağının bir önsemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazarın eroin konusundaki deneyimlerini aktardığı ve kendini bir denek olarak sunduğu bu roman, her cankiye underground denemeyeceğini göstermesi ve kanıtlaması açısından ilginç bir örnektir. Sonraki dönemlerde de Beat kuşağından çıkan çeşitli yazarlar underground yapıtlar vermeyi sürdürmüşlerdir. Underground olarak kabul gören yapıtları değerlendirdiğimizde, bu yapıtlarda genel olarak şu ortak özellikleri saptamamız mümkündür:

1) 'Egemen olan'a 'baskı'ya başkaldırır.
2) 'Yasal olarak kabul görmüş olan'ın ötesine geçer.
3) 'İrkiltici olan'ı benimser, içerir.
4) 'Deneysel olan'ı ön plana çıkarır.
5) 'Doğaçlama', 'eşzamanlılık', 'kesme', 'kolaj' tekniklerinden sık sık yararlanır.
6) 'Çeşitliliği' benimser.
7) 'Yabancılaşma'yı temel alır.
Cool Toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırır.
9) 'Pikaresk öğeler' içerir.
10) Altkültürlere ağırlık verir.

Underground yapıtlar, yazındaki yerleşik kurallara karşı çıkarak başkaldırılarını gerçekleştirmişlerdir. Bu karşı çıkışları üç noktada özetlemek mümkündür:

1) İçerik olarak karşı çıkış:

Uyuşturucu kullanımını, farklı cinsel tercihleri, hayatın çoğunluk tarafından görmezden gelinen 'öteki' yüzünü, dışlanmış insanların hayatlarını, yoksulluğun 'öteki' yüzünü, göreceliliğin derin anlamını, totaliter veya kapitalist düzende iyiden iyiye hiçleştirilenleri konu edinirler. Bunlardan biri veya birkaçı ya da hepsi birden bir yapıtın içinde işlenir, değerlendirilir. Genelde, eleştirel bir bakış açısı söz konusudur.

2) Biçim açısından karşı çıkış:

Klasik ve yerleşik anlatım biçimlerine karşı underground yazarlar, biçim açısından karşı çıkışlarını farklı tekniklerle gerçekleştirirler. Doğaçlama parçaları akan metnin arasına yerleştirerek anlatıyı kesintiye uğratırlar. Birbirinden farklı ya da birbiriyle pek ilgisi olmayan motifleri peşpeşe dizip anlatının akışını bozarlar. Farklı zaman dilimlerini, gerçeklik algılarını ve halüsinasyonlara gerçekleri içiçe geçirerek, karıştırarak anlatıda değişik bir boyut yakalamaya çabalarlar. Nesneleri deformasyona uğratıp, okurun bildiği nesneyle kendinin yarattığı ya da kurduğu nesne arasındaki farklılıkları belirgin kılarak okuru yabancılaştırırlar. Kimi underground yazarlar da farklı anlatı tekniklerini birarada kullanıp, yapıtlarını kendilerinin üzerine inşa ederler. Bu tür yöntemlerle alışıldık biçimsel kalıpları kırmaya çalışan yazarlar genelde cesur deneysel arayışlara girişmişlerdir.

3) Dil açısından karşı çıkış:

Daha önceki dönemlerde yazın alanında rahatlıkla kullanılmayan birtakım sözcüklerin ve sokak dilinin yazında önem kazanması, underground yazarlar sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak bu dil özellikleri daha sonraki birtakım yazarlar tarafından doğrudan pornografik sahneler yaratmak için kullanılmış ve asıl amacından saptırılmıştır. Sözcükler 'irkiltici olma' işlevini yitirmiş, 'tahrik etme' amacıyla kullanıldıklarını belli eden bir yapıda 'yoksullaştırılmış'lardır. Sokak dilinin kullanılması ve çeşitli azınlıkların bildik sözcükleri farklı anlamda kullanmaları özelliklerinden yararlanılması da underground yazına değişik bir çeşni getirmiştir. Underground yapıtların geneline baktığımızda, sık sık düşülen tuzakları da gözardı etmememiz gerekir. Underground kavramı, ilk anda pornografiyi, kitsch'i çağrıştırdığı için, genelde pornografik ürünleri ve kitsch ürünleri underground olarak değerlendirmek hatasına sık sık düşülmektedir. Underground, 'pornografik olan'ı içerebilir ya da 'kitsch estetiği'nden veya 'katışıklılık estetiği'nden yararlanabilir. Ancak, bu da, her underground yapıtın pornografik veya kitsch olmasını gerektirmez.

Burada, çok önemli olan ve sık sık karıştırılan bir başka durum da kitsch ve kötü kategorileri arasında ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, kötü ürünleri de kitsch diye niteleme eğilimi söz konusudur. Oysa kitsch, çok sık kullanılmış ve alışılmış, basit, sıradan motifleri içeren, mesajını en basit şekilde alıcısına ileten, düşük düzeyde ve kaba bir estetik anlayışa sahip olan ürünlere verilen addır. Kötü ise hoş olmayan ve her türlü estetik tutumu reddeden, iler tutar tarafı olmayan, bayağı ürünlere verilen addır. Kötü bir ürünle karşılaşıp da, bunu kitsch diye nitelendirmek, kitsch'e yapılan bir haksızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, kavramların fazlasıyla içiçe geçtiği, karıştığı günümüzde bazı kategorileri birbirlerinden ayırırken ve bir yapıtı değerlendirmeye çalışırken dikkatli olmamızın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

TÜRKİYE'DE

Anadolu'da, yeraltı sözcüğü hep karanlıkla, bilinmeyenle, korkuyla ve ölümle özdeşleştirilerek kullanılmıştır. Hititler'de yer altı, suçluların gittiği yerdir. Sürgülü yedi kapısı bulunan, acımasız bir devin beklediği karanlıklar ülkesidir. Hititler kimi zaman ölüleri yakmışlar ve yeraltı bekçilerine bu ölülerin küllerini sunmuşlardır.

Yeraltı, Anadolu'da olumsuz çağrışımlarıyla kullanılmıştır. "Yere batasıca!", "Yerin yedi kat dibine geçesice!" gibi ilençlerin yanı sıra, insan utandığında "Yerin dibine geçmektedir" adeta. İnsan, uzaktaki bir kişiyi özlediğinde ise, "Yeraltında olmasın da, dağ ardında olsun!" da bulur teselliyi. Bazı masallardaki kimi kötülükler de yeraltından kaynaklanır. Yerin yedi kat dibindekiler masal kişisinin işini zorlaştırırlar, hedefine ulaşmasına engel olmaya çalışırlar; ya da ceza olarak masal kişisini diri diri yerin altına gömüverirler.

Genelde kötücül anlamı ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğünün kapsamı zaman içinde ülkemizde de farklılaşmıştır. Sözcük, yasadışı faaliyetlerde bulunan örgütleri, özellikle de çıkar hesaplaşmalarıyla tanınan mafyayı tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Yeraltı, kumar, fuhuş, uyuşturucu ve silah ticareti, adam kaçırma, yaralama ve öldürme, haraç alma gibi anlamları da içinde barındıran ürpertici bir sözcüğe dönüştürülmüştür. Yeraltı, aynı zamanda, hapishanelerden kaçan suçlular için de bir geçiş uzamı olmuştur. Dolayısıyla, şah iken şahbaz olan yeraltı sözcüğü, bir dönem ülkemizde sanat kavramından tamamen uzak tutulmuştur.

Günümüzde Türkiye'de genel dağıtım ağının dışında kalan, genelde bazı kitapçılarda bulunabilen, bazıları baskıyla, bazıları da fotokopiyle çoğaltılmış müzik ve yazın dergileri; bazıları da gönüllüler aracılığıyla yollarda satılan gazete ve dergiler underground kapsamında değerlendirilmektedir. Yine günümüzde öncü tarzda döşenmiş, altkültür ürünü müzikler çalışan uzamlar da underground adı altında sunulmaktadır. Genelde bu uzamlarda geçen hayatlara da underground denilmektedir. Görüleceği üzere, yazın ve müzik dışındaki bu yakıştırmalarda underground politik niteliğinden iyiden iyiye kopartılarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Yazın alanında nispeten politik niteliğini koruyan underground yapıtlarda ise dil açısından, sokağın dilinin yanısıra kabadayı jargonundan ve bıçkın ağzından sık sık yararlanıldığı görülmektedir. Underground olarak değerlendirilmesi mümkün olabilecek bazı yapıtların da, çeşni getirmek işlevinin dışında, neredeyse tamamen kabadayı jargonuyla yazılmış olması nedeniyle underground kategorisinden uzaklaştığı, ancak, yine de ısrarla underground olarak nitelendirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

SONUÇ

Sonuç olarak, günümüzde undergroundun en net biçimde, toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırması özelliğini koruduğu görülmektedir. Ancak, daha birçok özelliği bulunan undergroundun yalnızca bir özelliği ile eş tutularak anılması, bu kavramın sığlaştırılması ve rastgele her şeye underground denilmesi sonucunu da beraberinde getirmektedir. Batı toplumlarında yerleşik olan ve düzen tarafından kendini besleyen bir kısırdöngüye dönüştürülmesi gerçekleştirilmiş, bu nedenle de toplumsal yapı açısından 'zararsızlaştırılmış' ve 'evcilleştirilmiş' bir underground kavramından söz etmek mümkündür.

Türkiye'de ise, 1960'ların Amerika'sından ödünç alınmış, pek çok kavram gibi uçuşan, karmakarışık, başka kavramlarla karıştırılan ve birçok şey için rastgele kullanılan, 'başkalarından farklı olarak' anlamınca dilimize pelesenk olmuş underground sözcüğünden bahsetmek mümkündür. Belki de, bu durumda yapılabilecek en iyi şey, 'zararsızlaştırılamayacak' ve 'evcilleştirilemeyecek' bir underground anlayışını yakalamaya çabalamaktır.

Hip-Hop Terimleri

┌ A ┐

Ace: 1 dolar
Afro: Zencileri kabarık ve doğal saç modeli
Aiiight: Tamam oldu, Anlaşıldı
Ain't going out like that: Artık inanmıyorum
Ak 47: Otomatik silah
Akai 1000: Sampler
Alias: Bu isim altında da tanınan
A.k.a: Bu isim altında da tanınan (Also known as)

┌ B ┐

Bad: Çok iyi, güzel
Backstabber: Kalleş
Baller (high roller): Uyuşturucu pazarlayan, Çok para yapan gangster
Ballin: Seks
Base: Uyuşturucu
Beamer: BMW marka tabanca
Beat Box / Boon Dox: Seyyar Teyp, Kaset Aleti
Beef: Çatışma
Benjamins: Para
Bigg Aplle: New York
Bitch - Hoe - Ho: ******
Blaxploitation: 70' li yılların siyah gangster filmleri
Block party: Sokakta yapılan açık hava partisi
Bloods: Meşhur Los Angeles çetesi
Blue funk: Moral sıfır
Blunt: Bulanık kafa olmak
Bombing / Bomb: Graffiti yapmak
Boo yaa!: Tabanca sesi (The shotgun goes boo yaa!)
Boogle Down Bronx: Bronx şehri
Boro: Semt
Bozack: :pardon:
Buck: Ateş etmek
Buddy: Arkadaş
Bug out / buggin' / bugged out: Çılgın ve delidolu olmak
Bum rush: Bir yeri işgal etmek
Busehead / Crackhead: Uyuşturucu bağımlısı
B-Boy / B-Girl: Break Dansçı Çocuk / Kız

┌ C ┐

Cali: Californiya
Cameo cut: 80' lerin çok tutulan Hiphop saç modeli
Cat: Kadın, Piyasada yükselmeye çalışan yeni bir kişi
Chicks / Chicken: Genç kadın, Çıtır,
Chill / Chillin' / coolin': Üşütmek, Sakin Olmak
Cold Stupid Fresh: Ekstra yeni, çok iyi, güzel
Creep: Bir kişinin etrafında kötü niyetle dolaşmak
Crib: Bir kişinin evi, Yaşadığı yer
Crips: Meşhur Los Angeles çetesi
Crooklyn: Brooklyn
Crumb snatchers: Artıkları kapanlar
Cufee / Cuffy / Cuff: Zenci
Cuz: Kuzen
Cypher / Cipher: Kare (açık havada kare içinde freestyle yapan mc' ler)

┌ D ┐

Dead Presidents / Dead Prez: Para
Dead Serious: Çok ciddi
Deep: Anlamlı
Def: Çok iyi, güzel
Det / Death / Deth: Ölüm
Dig (Dig it?): Anladın mı?
Digger: Kıymetli birşey arayan kişi
Diss / Dissn': Saygı göstermemek, Laf atmak
DJ: Diskjockey (2 pikap ve plaklar ile dj' lik yapanlar)
Dj Mixer: İki pikapta çalan müziği karıştırmaya yarayan müzik aleti
Dog: Tehlikeli erkek, her kadınla yatıp kalkan
Dog juice: Ucuz içki
Doing it to death: Bir işi çok önemsemek, çok ciddi olmak
Dooble: Kısa saç modeli
Dope: Uyuşturucu, Acayip iyi parça veya başka bir şey
Down: Bir kişiyle iyi anlaşmak, Arkadaş olmak, Saygı göstermek
Drumcomputer: Davul ritm bilgisayarı

┌ E ┐

Ends: Para

┌ F ┐

Fake: Taklit, Kopya, Orjinal Olmayan
Featuring(feat.): Rap'te düet, beraber şarkı söylemek.
Five O: Polis
Flavor: Tad, Stil
Flexin': Bir kimseyi zorlamak veya takılmak
Fly: Çekici
Forty: Sert içki
Foxy: Seksi
Freak: Delidolu olan, uçuk
Freestyle: Emprovize, kafadan bir şey yapmak (Rap...)
Fresh: Yeni
Flow: Akış, Sözlerin Akışı, Stil

┌ G ┐

G (guy): Tip, Herif
G/grand: Bin dolar
Gangbanger: Çete üyesi, Katil
Gat: Tabanca
Get off my dick: Beni rahat bırak
Getto Gestapo: Polis
Ghettoblaster: Seyyar teyp
Glock: Tabanca
Gold digger: Erkekleri parası için sömüren kadın

┌ H ┐

Hardcore: Orjinal, Özgün, Has, Sert Stil
Hustler / Player: Her yolu deneyerek zengin olmaya çalışan kimse

┌ I ┐

III: Komik, Deli, Çok değişik bir tarz

┌ J ┐

Jive talking: Çok abartarak konuşmak, Argo dil

┌ K ┐

Kangol: Rapperlar arasında çok tutulan bir şapka

┌ L ┐

Label: Plak şirketinin etiketi, bir şirket bir kaç labeldan oluşabilir
Loop: Bir sesi veya müziği baştan sona devamlı arka arkaya çalmak

┌ M ┐

Mack10: Tabanca
MC: Master of the Ceramonies - Microfon Controller (Rap şarkılarında vokal yapan kişi)
Mellow: Arkadaş, Sevgili
Meso: Mercedes Araba
Mixing board: Stüdyolarda kullanılan mix aleti
Move the crowd: Sahnede iyi performans yapmak, seyircileri coşturmak

┌ N ┐

New Jack: Acemi
New Jack Swing: 80' lerin sonundaki R&B ve Hip Hop karışım (Hammer, Bell Biv Devoe)
New Skool: 1986/1989 arasında çıkan rap tarzı (Treacherous Three, Fearless4, Furious5)
Nine (mm): 9 mm Tabanca

┌ 0 ┐

O.G (Original Gangster): Bir çetede kendini kanıtlayan kişi (katil)

┌ P ┐

Pimp: ****** pazarlayan
Posse / Crew: Ekip, Grup
Props (to give): Birisine saygı ve selam göndermek
Pump: Tabanca
Punk: Serseri, Berduş
Pussy: Kadın (argo)

┌ R ┐

Rap (to rap): Lafları iyi kullanarak konuşmak (rap müziğinden daha eski olan bir kelimedir)
Rock star: Uyuşturucu bağımlısı
Rock the house: Sahnede iyi performans yapmak, Seyircileri coşturmak
Ruff: Sert
R&B: Rhythm And Blues, 70/80' lerin soul/pop tarzı ve 90' larda arasına giren soft rap karışımı (Puff Daddy, Miss Elliot, Fugees, T.L.C, Will Smith)

┌ S ┐

Sampling (to sample): Belli sesleri bilgisayara aktararak rap şarkılarında kullanmak
Scratching: Plak ile belli yerlerde ileri geri hareket ettirerek ses çıkarmak
Sissy: Homoseksüel
Skills: Yetenek
Slang: Argo dil
Slut: Şıllık, ******
Sneakers: Spor ayakkabı
Soul Food: Köle zamanlarından kalan zencilerin mutfağı
Sp 1200emu system sp 1200 drum computer: Davul ritm aleti
Stones: Crack (sert uyuşturucu)
Style: Stil, Tarz
Sucker: Kalleş

┌ T ┐

Thick: Tam yerinde
Turf: Semt, Mahalle
Tuff: Sert

┌ U ┐

Up against the walls: Yakalandın, Hapishaneye gireceksin
Uzi: Makineli silah

┌ W ┐

Wack: Kötü, Zayıf
Wassup?: Naber?
Wax: Vinyl (Plak)
Wheels of steel: Pikap (iki tane)
Wicked: Çılgın, iyi, acayip
Word / Word Up: Haklısın, Sana Söylediğim gibi, söz

┌ DIGERLERI ┐

7' (seven inc.): Küçük single plak
12' (twelve inc.): Büyük single plak

12` (twelve inc.) : Büyük single plak
1210`s / 1200`s : Technics 1210 mk2 / 1200 mk2 prof. klasik dj pikabı
187 : Ölüm mahkumu yasasının numarası
7` (seven inc.) : Küçük single plak
808 : Roland Tr 808, 80` lerin meşhur rap davul ritm aleti
909 : Roland Tr 909, 90` ların meşhur house ve techno ritm aleti

DJ Nedir?

┌ DISC JOCKEY ┐

Kelime disk jokey anlamında ama bu tanım pek yeterli değil gibi DJ müziğin yetersiz , karışıma ihtiyaç olduğu .... Vb. sıralarda Diskleri genelde mixer dediğimiz aletle oluşturur ve yeni efektler katarak yeni bir müzik yani bir diğer değişle yeni bir disk oluşturur. İşte bu yüzden Jokey disk deniliyor. DJ hem rap hem de elektronik müzikte yer alır asıl amacı müzik yapmak sözler bölümüyle mc ler uğraşıyor. Rap müziğinde Dj denildiğinde aklıma Türkiye de öncelikle DJ Arda geliyor bana kalırsa en iyilerinden bir tanesi. DJ Levo ise tanınmış olan benim beğenmediğim bir DJ. DJ Turbo'yu bilirsiniz ama ben house müzik sevmem. Gerçi bu zamanda CD'yi player'a koyup Play tuşuna basan herkese DJ diyorlar. eğer öyleyse ben de dj'im çünkü bu işlemi şeyimle bile yapabiliyorum. Bir de Türkiye de elektronik müzik var gerçi bir çoğu kişi bunun farkında değil ama Zafer Aracagök'ten Sıfır adlı albümü alsalardı. Dj lere hayranlık duyacaklarından eminim ama gerçek DJ lere. DJ'lerimiz böyle ara sıra şans eseri tanınıyor. Milliyet gazetesinde bir ara DJ Beyza çıkmıştı. Türkiye'nin ikinci kadın DJ'i ama çalıştığı barda ara sıra tacize uğramıyor değil. DJ leri yozlaştırdılar açıkçası. Play Tuşuna bas Dj ol işte bu kadar kolay ya da Kemal Derviş 'in oğlu ol. Türkiye de çıkan rap kasetlerinde genelde DJ ler müziklerinde sample kullanıyor. araya bass sistemlerini koydukları zaman. Rap müziği için yeterli oluyor. bir çoğu kişi sample kullanırken bazıları ise bilgisayar sample larını kullanıyor. Tabi bana kalırsa müzikte orijinallik olmalıdır. Bir çoğu Dj bunu sample kullanıyor ama sample seçerken bazıları (Mic_Check ve Lewo gibi) arabesk müzikler ya da keman sample ları seçmeseler çok daha güzel olacağından eminim. Bol Skratch olaya hareketlik katacaktır. Neyse bu kadar yeter sanırım, sıra diğer menulerde galiba.

MC Nedir?

Mc ┌ MASTER 0F CEREMONY ┐ Mc

Rap'te Şarkı sözünü yazan, şarkıyı söyleyen , rap stilini belirleyen, bass ve ritim ayarını müziğe uyduran kişilere Mc denir. Mc bölümlere ve yaptığı işlere göre gruplara ayrılır. Mc : Solisttir. Bildiğimiz MC şarkıyı söyler ve rap sitili düzenlemekle hükümlüdür. Aslında bu işi yapan kişiye ayrı bir isim bulunamadığından (freestyler gibi) Mc denilmiştir. Freestyle : Doğaçlama anlamına gelir kafana gelen her şeyi o anki ruh halinle birlikte kafiyeye uydurarak söylemendir.Bu işi yapan MC'lere FreeStyler denir. Raga : Tam bir anlamı yok Freestyle'ın daha hızlı biçimine denir Bu İşi yapan kişilere sokaklarda ragamuffin denir. Ragmuffin'in aslında raga ile alakası yoktur. Ragamuffin : pis çocuk anlamına gelir ve bu tabiri herkes kullanmaz. Genelde bu işi yapan MC lerin isimlerinin başına 'ragga' kelimesi getirilir. Örneğin 'Ragga Oktay' Compose : Beste anlamına gelir. Yeni şarkı sözleri yazmasının yanı sıra kendisi rap sitilini bulur ve bass , ritim öğelerine ayak uydurmak için bestede değişiklik yapar. Bu işi yapan MC'ye ise Composer adı verilir.

Freestyler, Raga, MC ve Composer hepsi MC dir ve farklı özellik taşır. Bir ragamuffin'e hadi Freestyle kapışması yapalım derseniz sizinle alay eder veya aynı şeyi bir composer'a söylerseniz bilmem diyebilir ama bu onların mc olmadığı anlamına gelmez. Bu arada Gruptaki DJ'lere de MC denilebilir. Çünkü onlar da müziğin yapımında rol oynuyorlar. ÖR/ Bomfunk MC's Bu arada Master Of Ceremony ile Master Of Compose' u birbirine karıştırabilirsiniz ama farketmez iki türü de MC denir. Piyasada MC kelimesinin açılımını yanlış yapanlar hatta yanlış yapan ve kendisini MC zannedenler olabilir. Bunlar yanlıştır.

Master 0F Sensation : Topluluk Efendisi
Mic Check : Mikrofon Kontrol
Mic : Mikrofon

Rapin DiLi

Bad: Çok iyi, güzel
B-Boy / B-Girl: Break Boy / Girl

Bitch - Hoe - Ho: Fahişe
Cold Stupid Fresh: Ekstra yeni, çok iyi, güzel
DJ: Diskjockey (2 pikap ve plaklar ile dj' lik yapanlar)
Def: Çok iyi, güzel
Fake: Taklit, Kopya, Orjinal Olmayan
Fresh: Yeni
Flow: Akış, Sözlerin Akışı, Stil
Hardcore: Orjinal, Özgün, Has, Sert Stil
III: Komik, Deli, Çok değişik bir tarz
Mc: Master of the Ceramonies - Microfon Controller (Rap şarkılarında vokal yapan kişi)
New Jack: Acemi
New Jack Swing: 80' lerin sonundaki R&B ve Hip Hop karışım (Hammer, Bell Biv Devoe)
New Skool: 1986/1989 arasında çıkan rap tarzı (Treacherous Three, Fearless4, Furious5)
Pimp: Fahişe pazarlayan
Posse / Crew: Ekip, Grup
Punk: Serseri, Berduş
R&B: Rhythm And Blues, 70/80' lerin soul/pop tarzı ve 90' larda arasına giren soft rap karışımı (Puff Daddy, Miss Elliot, Fugees, T.L.C, Will Smith)
Style: Stil, Tarz
Skills: Yetenek
Word / Word Up: Haklısın, Sana Söylediğim gibi, söz
Wack: Kötü, Zayıf
Beat Box / Boon Dox: Seyyar Teyp, Kaset Aleti
Bombing / Bomb: Graffiti yapmak
Blunt: Bulanık kafa olmak
Busehead / Crackhead: Uyuşturucu bağımlısı
Chill / Chillin' / coolin': Üşütmek, Sakin Olmak
Crooklyn: Brooklyn
Cypher / Cipher: Kare (açık havada kare içinde freestyle yapan mc' ler)
Cuz: Kuzen
Five O: Polis
Getto Gestapo: Polis
LAPD: Los Angeles Polisi
Det / Death / Deth: Ölüm
Doing it to death: Bir işi çok önemsemek, çok ciddi olmak
Deep: Anlamlı
Dead Presidents / Dead Prez: Para
Diss / Dissn': Saygı göstermemek, Laf atmak
Dope: Uyuşturucu, Acayip iyi parça veya başka bir şey
Ends: Para
Ruff: Sert
Tuff: Sert
Freak: Delidolu olan, uçuk
Freestyle: Emprovize, kafadan bir şey yapmak (Rap...)
Gangbanger: Çete üyesi, Katil
Gat: Tabanca
Glock: Tabanca
Pump: Tabanca
Nine (mm): Tabanca
Mack10: Tabanca
Uzi: Makineli silah
Hustler / Player: Her yolu deneyerek zengin olmaya çalışan kimse
Benjamins: Para
Soul Food: Köle zamanlarından kalan zencilerin mutfağı
Wax: Vinyl (Plak)
Boro: Semt
Turf: Semt, Mahalle
Ballin': Seks
Head / Blowjob: Oral seks
Sissy: Homoseksüel
Slut: Şıllık, Fahişe
Flexin': Bir kimseyi zorlamak veya takılmak
Stones: Crack (sert uyuşturucu)
Ak 47: Otomoatik silah
Beamer: BMW marka tabanca
Bigg Aplle: New York
Blaxploitation: 70' li yılların siyah gangster filmleri
Blue funk: Moral sıfır
Boogle Down Bronx: Bronx şehri
Boo yaa!: Tabanca sesi (The shotgun goes boo yaa!)
Backstabber: Kalleş
Cali: Californiya
Chicks / Chicken: Genç kadın, Çıtır
Crumb snatchers: Artıkları kapanlar
Cufee / Cuffy / Cuff: Zenci
Dig (Dig it?): Anladın mı?
Down: Bir kişiyle iyi anlaşmak, Arkadaş olmak, Saygı göstermek
Dog: Tehlikeli erkek, her kadınla yatıp kalkan
Dog juice: Ucuz içki
Dooble: Kısa saç modeli
Foxy: Seksi
Flavor: Tad, Stil
Fly: Çekici
Forty: Sert içki
Sucker: Kalleş
12' (twelve inc.): Büyük single plak
1210's / 1200's: Technics 1210 mk2 / 1200 mk2 prof. klasik dj pikabı
187: Ölüm mahkumu yasasının numarası
7' (seven inc.): Küçük single plak
808: Roland Tr 808, 80' lerin meşhur rap davul ritm aleti
909: Roland Tr 909, 90' ların meşhur house ve techno ritm aleti
Ace: 1 dolar
Afro: Zencileri kabarık ve doğal saç modeli
Aiiight: Tamam oldu, Anlaşıldı
Ain't going out like that: Artık inanmıyorum
A.k.a: Bu isim altında da tanınan (Also known as)
Akai 1000: Sampler
Alias: Bu isim altında da tanınan
Baller (high roller): Uyuşturucu pazarlayan, Çok para yapan gangster
Base: Uyuşturucu
Beef: Çatışma
Block party: Sokakta yapılan açık hava partisi
Bloods: Meşhur Los Angeles çetesi
Bozack: Penis
Buck: Ateş etmek
Buddy: Arkadaş
Bug out / buggin' / bugged out: Çılgın ve delidolu olmak
Bum rush: Bir yeri işgal etmek
Cameo cut: 80' lerin çok tutulan Hiphop saç modeli
Cat: Kadın, Piyasada yükselmeye çalışan yeni bir kişi
Creep: Bir kişinin etrafında kötü niyetle dolaşmak
Crib: Bir kişinin evi, Yaşadığı yer
Crips: Meşhur Los Angeles çetesi
Dead Serious: Çok ciddi
Digger: Kıymetli birşey arayan kişi
Dj Mixer: İki pikapta çalan müziği karıştırmaya yarayan müzik aleti
Drumcomputer: Davul ritm bilgisayarı
G (guy): Tip, Herif
G/grand: Bin dolar
Get off my dick: Beni rahat bırak
Ghettoblaster: Seyyar teyp
Gold digger: Erkekleri parası için sömüren kadın
Jimbrowski / Jimmy: Penis
Jimmy Hat: Prezervatif
Jive talking: Çok abartarak konuşmak, Argo dil
Jones: Penis
Kangol: Rapperlar arasında çok tutulan bir şapka
Label: Plak şirketinin etiketi, bir şirket bir kaç labeldan oluşabilir
Loop: Bir soundu baştan sona devamlı çalmak
Mellow: Arkadaş, Sevgili
Mixing board: Stüdyolarda kullanılan mix aleti
Move the crowd: Sahnede iyi performans yapmak, seyircileri coşturmak
O.G (Original Gangster): Bir çetede kendini kanıtlayan kişi (katil)
Props (to give): Birisne saygı ve selam göndermek
Pussy: Kadın (argo)
Rap (to rap): Lafları iyi kullanarak konuşmak (rap müziğinden daha eski olan bir kelimedir)
Rock star: Uyuşturucu bağımlısı
Rock the house: Sahnede iyi performans yapmak, Seyircileri coşturmak
Sampling (to sample): Belli sesleri bilgisayara aktararak rap şarkılarında kullanmak
Scratching: Plak ile belli yerlerde ileri geri hareket ettirerek ses çıkarmak
Slang: Argo dil
Sneakers: Spor ayakkabı
Sp 1200emu system sp 1200 drum computer: Davul ritm aleti
Thick: Tam yerinde
Up against the walls: Yakalandın, Hapishaneye gireceksin
Wassup?: Naber?
Wheels of steel: Pikap (iki tane)
Wicked: Çılgın, iyi, acayip

Hip-Hop Tarihi

Hip-Hop' un doğmasında funk, soul ve jazz'ın etkisi büyük. Özellikle James Brown, Sly Stone, Parliament Funkadelic, Isaac Hayes ve Last Poets'in yaptıkları sonradan Hip-Hop'u çok etkiledi. Bu soundlara başka türlerin (Reggae, Latin, Rock, Elektro) karışmasıyla, bir getto kültürü olan Hip-Hop doğdu. Hip-Hop'un en büyük öncüsü Kool Herc sayılır. Jamaica'dan gelen Kool Herc, Dj kültürünü ilk kez New York'a getirdi. Herc, kurduğu Sound System'de ilk kez başka parçaların break beatlerini kullanmaya başladı. Bu dönemlerde 70'li yılların moda müziği olan diskonun getirdiği bir bıkkınlık vardı. O zamanın büyük öncüleri Afrika Bambaata ve Grand Master Flash çaldıkları müziklerde ritmi durdurmadan geçiş tekniğini yarattılar. İlk piyasa hiti, 'Sugar Hill Gang'ten Rapper's Delight 1979'de çıktı. Bu hitin yaratılmasında en büyük etken Sugar Hill Recordings' in sahibi Silvia Robinso' dur. Aslında ekip diskolarda kapı bekçiliği yapıyordu. Müzik ise Chic'in hit parçası olan 'Good Times'tan alınmış samplelarla oluşturulmuştu. İşin iç yüzü daha ilginçti çünkü sözlerin bir kısmı Grand Master Caz'dan alınmaydı. 1981'de Grand Master Flash'den ilk baba hit 'The Message' piyasaya çıktı. Parçayı old skool rapper Melle Mel söylüyordu. Sözlerin içeriği ise getto yaşamına başkaldırıydı. Bu parçanın çıkmasından önce Afrika Bambaata'nın kurduğu Zulu Nation yavaş yavaş sesini duyurmaya başlamıştı. Pozitif bir çete olan Zulu Nation, Bronx'tan çıkıp tüm New York'a yayıldı. B-Boy'lar ise New York metrosunun vagonlarına graffitiler yapmaya başladılar. Dönemi en meşhur graffiticilerinden Rammelzee, Futura 2000, Fab 5 Freddy bile müzik yapıyorlardı. Bu dönemden sonra megahit 'Planet Rock' çıktı. Bu single 1981'den beri basılıp satılmaktadır. Bu parçada Afrika Bambaata melodi olarak Kraftwerk'in Trans Europa Express'ini kullanıyordu. 1983 yılında gösterime giren Wild Style adlı kült Hip-Hop filmi, Graffiti ve Break Dance'ı dünyaya tanıttı. Gençler arasında Break Dance bir salgın gibi yayıldı. Bütün dünya Break Dance sayesinde Rap dinlemeye başladı. Derken ilk kez bir caz sanatçısı, Herbie Hancock, 'Rock It' adlı bol scratch'li hiti yarattı. Bu single2 da scratch'leri Grand Master DST yapmıştı. Rap müziği 86 yılına, yan Run Dmc'nin çıkmasına kadar müzik piyasasında fazla önemsenmiyordu. Grubun ilk mega hiti, 'Raising Hell' albümünden 'Walk This Way'di. 80'lerin ortasına geldiğimizde gördüğümüz en önemli olay Russel Simmons ve Rick Rubbin tarafından DefJam Records'un kurulmasıdır. Şirket il single olarak T LA Rock'ın 'Its Yours'unu çıkardı. Sonra LL Cool J, Beastie Boys ve Public Enemy ile devam ettiler. 1984'te ilk kadın rapper Roxanne Shante çıktı. O dönemlerde Roxanne Shante'nin prodüktörü Marley Marl'in yaptıkları New Skool için yol gösterici çalışmalardı. Özellikle Marley'in Juice Crew'unun elemanları Big Daddy Kane, Kool G Rap, Biz Markie ve Master Ace bunlara örneklerdir. Los Angeles yani West tarafında ise Ice-T, Dj Afrika Islaam ve Dr. Dre'nin World Class Wreckin Crew grubu Hip-Hop'un köklerini atmaya başladılar. Bu dönemin en hit albümleri şunlardı: Whodini - Whodini 1983, Run Dmc - Run Dmc 1984, LL Cool J - Radio 1985, Schooly D - Saturday Night 1986, Eric B & Rakim - Paid in Full 1986, BDP - Criminal Minded 1987, Public Enemy - Yol Bumrush The Snow 1987, Jungle Brothers - Straight Out the Jungle 1987. De La Soul'un Three Feet High & Rising albümünden sonra sitilde değişmeler başladı. Bu grup türünün dışında farklı sample'lar kullanarak rap'i özgünleştirdi. Albümün prodüktörlüğünü Prince Paul yapmıştı. Prince Paul, Stetsasonic'in Dj'iydi. 1988'de Public Enemy'nin 'It Takes A Nation of Millions To Hold Us Back' çıktı. Bu albümle piyasa sarsıldı. Rap tarihi bu kadar sert bir albüm görmemişti. Albümün ilk single'ı 'Rabel Without A Pause' oldu. Böylece Hip-Hop'ta Black Power diye adlandırılan zenci hareketi dönemi başladı. Public Enemy bu albümle Rap'in sadece parti müziği olmadığını, bir felsefe ve sosyal hareket olduğunu gösterdi. Bundan sonra hayran kitlesi kendine göre müziği kanalize etti ve politikaya girdi. West tarafında ise NWA'nın Straight Outta Compton piyasaya çıktı. NWA ilk kez er stilinde tavır sergileyen gruptur. Public Enemy ise 1989 yılında Fear Of A Black Planet adlı albümün sürdü piyasaya. Albümün politil içeriği ve görüşleri yüzünden çok tepki aldılar. Aynı tarz müzik yapan X-Clan, Boogie Down Production, Poor Righeous Teachers, Paris ve Brand Nubian gibi gruplar piyasa girmeye başladılar. Ancak çoğu plak şirketleri tarafından baskı altına alındılar ve kontratları iptal edildi. 90'lı yıllara gelindiğinde ise Gangstarr, A Tribe Called Quest ve De La Soul yeni rap standardının öncü grupları oldular. Söz olaral daha yumuşak ama herkese hitap edebilecek kadar bilinçli sound olarak daha jazzy olan bu gruplar Hip-Hop'u büyük kitlelere ulaştırdı. Brand New Heavies gibi gruplar canlı enstrümanların üzerine meşhur rapperlarla beraber çalıştılar. Artık Hip-Hop'u her tür müzik dinleyen insan anlamaya başladı. Dönemin önemli albümleri şöyle sıralanabilir: Ultra Magnetic Mc's - Critical Beatdown 1989, JVC Force - Doin Damage 1989, Gangstarr - No More Mr Nice Guy 1989, 3rd Bass - Cactus Album 1989, A Tribe Called Quest - Paths Of Rhythm 1990. Bu tarihten sonra rap türlere ayrılmaya başladı. Mesela Oldskool, Newskool, Miami Bass, Nextskool, Gangsta Rap gibi... Öteki türler de rapten gittikçe artan oranda etkilenmeye başladı. Mainstream denilen genel piyasadaki müzik aletlerinden, yapılan müziğe kadar her şey içinde rap'ten bir parça barındırmaya başladı.