Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

www.ankaRAP.com

www.ankaRAP.com

7 tane "underground" etiketli yazı bulundu "underground" tagli diger ogeler resimler , videolar

Miralay Röportajları

Miralay Mp3leri

  1. Miralay - 5 Kuruş (Full Albüm)
  2. Miralay - Sitemkar (Full Albüm)
  3. Miralay - Son Bu Mektubum Single (Full Albüm)
  4. Miralay - 3. Gün (Full Albüm)
  5. Miralay - Son Bu Mektubum
  6. Miralay feat. Cany Feveran - 3. Gün
  7. Miralay - Zahiri Sıfatlar (ft. Şafak)
  8. Miralay - Sitemkar
  9. Miralay - Sabra Selamet (ft. Şah)
  10. Miralay ft. SiRmC - Kalemim Yazdı
  11. Miralay - Hanedan-ı Hakim
  12. Miralay - Elveda (Version 2)
  13. Miralay ft. Cobra2ki - Haydi Bas Git
  14. Miralay - Yasak
  15. Miralay - Yalnızım
  16. Miralay - RapZade
  17. Miralay - Elveda
  18. Miralay - Rap Yolunda
  19. Miralay - 1 Dakika
  20. Miralay - Hadi Kendi Çöplüğüne
  21. Miralay ft. Jet Aydın - Rıhtıma Bakarken
  22. Miralay ft. Angaje - Ben Kimim
  23. Miralay ft. Angaje - Sus
  24. MiraLay ft. Şafak - Üşütürsün İn Aşağa
  25. Miralay - Hasretinle Yandı Gönlüm
  26. Miralay ft. Rest - Martı Sesleriyle

Sagopa Kajmer Konserler Zinciri 2007

Ankara : 26 Ekim 2007 (18:30) MEB Şura Salonu
Bursa : 27 Ekim 2007 (18:30) Barış Manço Kültür Merkezi
Kocaeli : 28 Ekim 2007 (18:30) Sabancı Kültür Merkezi
Adana : 3 Kasım 2007 (18:30) B.Şehir Belediye Salonu
Gaziantep : 4 Kasım 2007 (18:30) B.Şehir Belediye Salonu
İzmir : 10 Kasım 2007 (18:30) Ooze Venue
Trabzon : 16 Kasım 2007 (18:30) AKM Salonu
Samsun : 17 Kasım 2007 (18:30) AKM Salonu
Edirne : 23 Kasım 2007 (18:30) Halk Eğitim Merkezi
Çanakkale : 25 Kasım 2007 (18:30) 90.Yıl Kültür Merkezi
Konya : 8 Aralık 2007 (18:00) Konevi Kültür Merkezi
Kayseri : 9 Aralık 2007 (18:00) Özel İdare Salonu

ayrıntıLar www.ankaRAP.com adresinde...

Rap & Hip-Hop Hakkında

  1. Underground Tarihi
  2. Hip-Hop Tarihi
  3. Hip-Hop Terimleri
  4. MC Nedir?
  5. DJ Nedir?
  6. Sizce Hangi Rapçi Daha İyi?
  7. Rapin DiLi
  8. Türkçe Rap Tarihi ve Bugünü...
  9. Tr' de ilk Diss
  10. Rap Dalları ve Acılımları ;)
  11. Turntable Terimleri
  12. West Side
  13. Los Angeles Çeteleri
  14. Bloodz - Crips Kavgası
  15. Piru Nedır?
  16. Hiphop'ı Sadece müzık turu sanıyosanız yanılıyosunuz
  17. Beatbox
  18. 36 & 61 Kardeslıgı
  19. sagopa ve ceza neden ayrıldı???
  20. 2Pac'in öLüp öLmediği üzerinde tartışıLan teoriler!
  21. Freestyle Rekoru
  22. Yabancı Rapperların Gerçek Isimleri
  23. Hayko'nun Rap Hakkında Görüsü
  24. Türk Rapper'ların Gerçek Isimleri
  25. Rap Nedir?
  26. Korsana Hayır!
  27. A'dan Z'ye Türkçe Rap Önderleri
  28. Bir Lolipop Mc'nin Drami
  29. Türkçe Rapte En İyi İntro ?
  30. sadece ritimlerden farklı olarak arabeskrap?arabesk rapçiler buraya?kim en iyi??????
  31. Mc Karakule Gelİyoooorrrr???????flaŞŞŞ FlaŞŞŞ......

Rap & Hip-Hop Haberler

  1. Ankara Hall of Fame (Graffiti)
  2. Sagopa Kajmer Pazartesi Günü Dream TV Müzik Hattı Programında...
  3. ''Knock Down Party'' Round 1 (11 Şubat 2007) - Ankara
  4. Radio Mic-Beatz'de Bu Gece Olay Var!
  5. Mode XL & Tetik Live! (11.02.07)
  6. 10 Mart 2007 İstanbul RAPMAP#2 Konseri
  7. 16 Mart 2007 Raffine,Zet,Abluka Alarm Ankara Konseri
  8. Polis Filmine Klip Çekildi!
  9. Ceza Mahkemelik
  10. Ceza & Sagopa Kajmer
  11. bayan rapciler
  12. yabancı rapin en iiyilerinden 50 cent bir vıdeo oyununa dava açtı!
  13. Rapin Tarihi
  14. AFET-İ Devran Rap Partisi VOL-yarınnn kaçmas istanbullularrr
  15. Mehmet Kerim'den Açıklama (KMK)
  16. DMX İSTANBULda 01.09.2007
  17. Turkısh Rap Veliaht's - 3 Paralık Featler...
  18. Hip-hop müzik artık `müzelik`
  19. GÖkhan KarakaŞ
  20. New York`ta hip-hop müzesi açılıyor
  21. Bir Mozart hip-hop`erası
  22. İslami Hiphop??
  23. Davut`tan İlginç İddia!...
  24. batıberlinfuat.com kapatıldı
  25. büyük bi rakipp hacklendi :D kim tarafından bilin mioo
  26. fuat'tan pusat dizisi müziği
  27. Sagodan Yeni Klip..
  28. DMX Konseri İptaL (Ja Rule 01.09.07)
  29. MİRALAY'dan çalinan beat [yine sago&kolera]
  30. Baytar Klibi de Çalıntı
  31. Underground'u Tanımlama Denemesi
  32. Sansar - 21 Gram Mixtape
  33. Salt Production !!
  34. Salt Empoze - iyilik melegin [klip]
  35. SANSAR ve PİT10 barıştı
  36. Ceza Fan'ın resmi sitesi'nin forumu hacklendi
  37. Fuat Röportaj [radikal]
  38. Radyo Rap Geri Döndü !
  39. Yeraltına Kulak Ver !!!!!!! [RADİKAL]
  40. Kötü İnsanları Tanıma Senesi" Albümü Geliyor (sagopa)
  41. 102.2 Radio Oscar Türkçe Rap Programi
  42. Dünya'nın En İyi 100 DJ'i Secilıyo
  43. Ceza'nın Resmi Websitesi Açıldı!
  44. Zet..:(
  45. ANKARA'daki Rapçiler ve TANITIMLARI
  46. Olympos'tan AÇIKLAMA
  47. Just Ankara For Tariz (29.09.07)
  48. İstanbul-34 Yeni CIkan Bi Bayan Rapcımız "Demren"
  49. Siham-ı Kaza Rap Yeni Albüm Cıkardı
  50. CÖl L.p Comİng Soon
  51. Ranger / Yagmur Adam Yeni Rap Albüm Cıktı
  52. Misilleme v Harakiri - Ukde Single Ep Full Albüm
  53. Maktela Yeni Full Albüm
  54. Ankarada yeni ekip Outa Control
  55. türkiyede rapin başlangıcı_açıklama

Cash Flow Mp3leri

  1. Cash Flow - Batı Yakası
  2. Cash Flow - Bir Işık (feat. Hakan Mc)
  3. Cash Flow - Hayata Küstüm
  4. Facia feat. Cash Flow - Karanfil Bornova
  5. Cash Flow feat. Müslüm Gürses - Sahte Hayat
  6. Cash Flow - Hindu Malı
  7. Cash Flow - Şiddet ve Funky
  8. Cash Flow - Rapin Dili Susmaz
  9. Cash Flow - Yandı Düşler (Tribal Remix)
  10. Cash Flow - Şiddet ve Funky (No Rapid)
  11. Cash Flow - Götüne Sok (+16)
  12. Cash Flow - Durun Adam Olun
  13. Cash Flow - Sahte Hayat (feat. Müslüm Gürses)
  14. Cash Flow - Sosyetenin Çipi
  15. Cash Flow - Son Sözüm Olsun
  16. Cash Flow feat. Yener - Dostum Yok
  17. Cash Flow - Patron Kim?
  18. Cashflow feat. Monoman & Domino - Çakala Çukala
  19. Cash Flow - Sus
  20. Cash Flow - Bornova Sokakları
  21. Emir & Çağdaş & Shaman & Zahr'iyan - Fatality (Yener'e Diss)
  22. Cash Flow - Gayri Meşru
  23. Cash Flow feat. Eazy-E - Felaketler Zinciri
  24. Cashflow - Liseli Bitch (Yener Diss)
  25. Çağdaş & Emir Esir & İz & Tef & Volkan - Dolunay
  26. Cash Flow - Compilation
  27. Cash Flow Feat Yener - Kalk

Underground Tarihi

BATI'DA Kronos'un üç oğlu dünyayı paylaştıkları zaman, kardeşlerin en acımasızı olan Hades, karısı Persephone ile yeraltında hükümranlık kurunca, yeraltının yüzlerce yıl sürecek yazgısı da belirlenmiş oldu. Mitosların egemenliğindeki dünyada yeraltının anlamı yüzlerce yıl önce şekillendi.

Orası, sert ve zalim bir Tanrı'nın yönetimi altında bulunan, gölgeler halindeki ölülere terk edilmiş, her gireni kabullenen, ancak insanı bir kez içeriye aldı mı, bir daha dışarıya bırakmayan, acımasızlığın hüküm sürdüğü bir sırlar alemiydi.


Daha sonraları yeraltı bir kaçış yoluna dönüştü. Yaşadıkları ya da maceraya atıldıkları şehirlerin kanalizasyonları, yeryüzündeki tehlikelerden kaçarken roman kahramanlarına yardımcı olmamaya başladı. Yeraltının bir kaçış yoluna dönüşmesi motifi özellikle yazında ve daha sonra da sinemada pek çok kahramanın işine yaradı. Kahramanlar şehirlerin kanalizasyonlarında peşlerine düşenlerden kaçıyorlardı. Kaçarken de, genelde üstleri, başları pisleniyordu. Pisliğe bulaşmış insan ya da pisliklerden kaçan insan, bunu gerçekleştirebilmek için pislenmeyi göze alıyor; bu da, sanatın romantik düzdeğişmecelerinden birini okura/seyirciye sunuyordu.

Yeraltı, Graham Greene'in romanından Carol Reed'in sinemaya uyarladığı, 1949 yapımı The Third Man (Üçüncü Adam) örneğinde olduğu gibi, bazen, yeryüzündeki olayların çözümlendiği, kötülerin cezasını bulduğu, adaletin gerçekleştiği bir uzam; bazen de, Andrzej Wajda'nın 1956'da çektiği Kanal adlı filminde olduğu gibi kurtuluş umuduyla girilen ve gitgide tuzağa dönüşen bir uzam olarak değerlendirilmiştir. Ancak, daha sonra çeşitli korku ve macera filmlerinde yeraltı, tehlikelerle, korkunç, kötücül, gizil güçlerle, yırtıcı hayvanlarla veya fantastik yaratıklarla dolu bir uzama dönüştürülmüştür.

Amerikan İç Savaşı ise yeraltı sözcüğüne farklı bir boyut getirmiştir. İç Savaş sırasında, zenci kölelerin kuzey eyaletlerine kaçırılması işine 'Underground Railroad' (Yeraltı Demiryolu) adı verilmiştir. Oysa gerçek anlamda ne bir demiryolu söz konusudur, ne de yeraltı. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğüne kendi dışında bir anlam yüklenmiş ve örgütler tarafından planlı bir şekilde gerçekleştirilen gizli kaçırmalar için kullanılmaya başlanmıştır bu sözcük.

Teknolojik gelişmelerle birlikte, yeraltı da gizemli, korkulan, karanlık bir yer olmaktan kısmen uzaklaşmış ve ulaşımda kolaylık sağlayan, şehir trafiğinin yükünü azaltan, işlevsel bir uzama dönüşmüştür. Ancak, teknoloji ile koşut olarak artan iletişimsizlik, sonuçta Denys Arcand'ın yönettiği Kanada-Fransız ortak yapımı olan 1989 yılında gerçekleştirilmiş Jesus of Montreal (Montrealli İsa) örneğinde de görüleceği gibi, yeraltını iletişim kurulmaya çalışılan bir uzama dönüştürmüştür. Bu filmde, tiyatroda canlandırdığı İsa rolünü hayatına geçiren genç yönetmen, ölmeden az önce, bir metro istasyonundaki insanlara yönelerek, onlara hayatın bazı değerlerinden söz etmeye, onları uyarmaya ve onlarla iletişim kurmaya çabalamaktadır. Ayrıca günümüz sinemasında, bazı filmlerde, yeraltı, sapık katillerin dolaştığı, birtakım çıkar hesaplarının çözüme ulaştırıldığı, karanlık güçlerin egemenliğindeki bir uzam olarak da sunulmaktadır.

Genelde olumsuz özellikleri ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğü, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte daha çok politik bir içerik kazanmıştır. Yerleşik düzeni, hükümeti veya bir ülkeyi işgal etmiş olan askeri kuvvetleri devirmek, bozguna uğratmak için oluşturulan örgütlerin faaliyetleri yeraltı sözcüğü ile tanımlanmıştır. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğü politik bir içerikle birlikte, var olan egemen güçlere karşı yürütülen gizli eylemlerin planlanması ve gerçekleştirilmesi anlamını da kapsamıştır. Tıpkı İç Savaş Amerika'sında olduğu gibi, yeraltı sözcüğü bir uzam adı olmaktan çıkarılmış, simgesel bir anlama ulaştırılmıştır.

Yeraltı, tarih boyunca, ölüler diyarı, kaçışın gerçekleştirildiği yer, direnişin nüvesini barındıran yer, yeryüzündeki iki bölge arasında kalan geçiş yeri veya geçit, karanlık çıkar hesaplarının görüldüğü bölge gibi çeşitli yüklemelerin yapıldığı bir uzam olagelmiştir.

Zaman içinde, özellikle de 1950'li yılların ortalarından itibaren, egemen kültürel yapıyı reddeden altkültürlerin tümü yeraltı tanımını üstlenmeye başlamıştır. Böylece, tanımın kapsamı da gitgide genişlemiştir.

Yeraltı sözcüğü sanat olarak değerlendirilmeye başlandığında, bu sözcük, 'egemen olana karşı durmak' gibi simgesel bir anlamı da üstlenmiştir. Underground sanatın doğuşu da insanların gönüllü olarak bulunduklarını kabullenmeleriyle gerçekleşmiştir. Önceki dönemlerde, yeraltına gidişi Orpheus örneğinde olduğu gibi, yeraltında bulunan bir şeyi elde etmek amacıyla ya da kaçış ve direniş için zorunlu olarak gerçekleştiği halde, artık insanlar tamamen gönüllü olarak simgesel bir yeraltına inip sanatlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Zamanla underground, bazı totaliter ülkelerde açık açık yayımlanması yasaklanan eleştirel yazıların bulunduğu, el altından dağıtılan dergi ve gazeteleri kapsamına alan; ya da ABD gibi ülkelerde çok sınırlı bir dağıtım ağına sahip dergileri devrim, ırkçı azınlıkların nedenleri ve solcu politikalar üzerine kuran çalışmaları bünyesine alan bir yapıya dönüştürülmüştür.

Sinema alanında, tecimsel film endüstrisinin dışında üretilen ve dağıtım yapılan; genellikle yapımcılığını, yönetmenliğini, senaristliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurguculuğunu aynı kişinin yaptığı, yönetmenin sanatsal tutumunu yansıtan ve tecimsel filmlere kıyasla gerek biçim, gerekse teknik ve içerik yönünden daha özgür filmlere underground film denilmiştir. 16 ve 8 milimetrelik kameralarla gerçekleştirilen bu filmler, onlardan önceki filmlere kıyasla çok deneysel, açık veya ezoterik olarak kabul edilen filmlerdir. Andy Warhol'un çeşitli filmleri, Luis Bunuel ile Salvador Dali'nin Un Chien Andalou (Endülüs Köpeği-1928) gibi filmleri bu kategoride değerlendirilmektedir.

Müzik alanında, ilk ortaya çıktıkları dönemlerde altkültürlere hitap eden, daha sonra yaygınlık kazanan ve genel kabul gören metal, trash, punk gibi müzik tarzları underground kapsamında sunulmaktadır.

Resim ve yontu alanlarında ise pop-art ile koşut olarak değerlendirilen bir underground kavramından söz etmek mümkündür. Tiyatroda ise yerleşik kalıpların dışında kalan, metinden çok harekete ağırlık veren, 'gösteri' özelliği ağır basan, sınırlı sayıda ve ilgilenen seyircilere yönelen, seyircisini uyaran, irkilten, hatta tiksindirmeye gayret gösteren çalışmalar underground kapsamında değrelendirilmektedir.

Yazın alanında, underground özellikle Beat kuşağı sayesinde hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır. William S. Burroughs'un 1953'te yazdığı Junky (Canki) adlı roman Beat kuşağının bir önsemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazarın eroin konusundaki deneyimlerini aktardığı ve kendini bir denek olarak sunduğu bu roman, her cankiye underground denemeyeceğini göstermesi ve kanıtlaması açısından ilginç bir örnektir. Sonraki dönemlerde de Beat kuşağından çıkan çeşitli yazarlar underground yapıtlar vermeyi sürdürmüşlerdir. Underground olarak kabul gören yapıtları değerlendirdiğimizde, bu yapıtlarda genel olarak şu ortak özellikleri saptamamız mümkündür:

1) 'Egemen olan'a 'baskı'ya başkaldırır.
2) 'Yasal olarak kabul görmüş olan'ın ötesine geçer.
3) 'İrkiltici olan'ı benimser, içerir.
4) 'Deneysel olan'ı ön plana çıkarır.
5) 'Doğaçlama', 'eşzamanlılık', 'kesme', 'kolaj' tekniklerinden sık sık yararlanır.
6) 'Çeşitliliği' benimser.
7) 'Yabancılaşma'yı temel alır.
Cool Toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırır.
9) 'Pikaresk öğeler' içerir.
10) Altkültürlere ağırlık verir.

Underground yapıtlar, yazındaki yerleşik kurallara karşı çıkarak başkaldırılarını gerçekleştirmişlerdir. Bu karşı çıkışları üç noktada özetlemek mümkündür:

1) İçerik olarak karşı çıkış:

Uyuşturucu kullanımını, farklı cinsel tercihleri, hayatın çoğunluk tarafından görmezden gelinen 'öteki' yüzünü, dışlanmış insanların hayatlarını, yoksulluğun 'öteki' yüzünü, göreceliliğin derin anlamını, totaliter veya kapitalist düzende iyiden iyiye hiçleştirilenleri konu edinirler. Bunlardan biri veya birkaçı ya da hepsi birden bir yapıtın içinde işlenir, değerlendirilir. Genelde, eleştirel bir bakış açısı söz konusudur.

2) Biçim açısından karşı çıkış:

Klasik ve yerleşik anlatım biçimlerine karşı underground yazarlar, biçim açısından karşı çıkışlarını farklı tekniklerle gerçekleştirirler. Doğaçlama parçaları akan metnin arasına yerleştirerek anlatıyı kesintiye uğratırlar. Birbirinden farklı ya da birbiriyle pek ilgisi olmayan motifleri peşpeşe dizip anlatının akışını bozarlar. Farklı zaman dilimlerini, gerçeklik algılarını ve halüsinasyonlara gerçekleri içiçe geçirerek, karıştırarak anlatıda değişik bir boyut yakalamaya çabalarlar. Nesneleri deformasyona uğratıp, okurun bildiği nesneyle kendinin yarattığı ya da kurduğu nesne arasındaki farklılıkları belirgin kılarak okuru yabancılaştırırlar. Kimi underground yazarlar da farklı anlatı tekniklerini birarada kullanıp, yapıtlarını kendilerinin üzerine inşa ederler. Bu tür yöntemlerle alışıldık biçimsel kalıpları kırmaya çalışan yazarlar genelde cesur deneysel arayışlara girişmişlerdir.

3) Dil açısından karşı çıkış:

Daha önceki dönemlerde yazın alanında rahatlıkla kullanılmayan birtakım sözcüklerin ve sokak dilinin yazında önem kazanması, underground yazarlar sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak bu dil özellikleri daha sonraki birtakım yazarlar tarafından doğrudan pornografik sahneler yaratmak için kullanılmış ve asıl amacından saptırılmıştır. Sözcükler 'irkiltici olma' işlevini yitirmiş, 'tahrik etme' amacıyla kullanıldıklarını belli eden bir yapıda 'yoksullaştırılmış'lardır. Sokak dilinin kullanılması ve çeşitli azınlıkların bildik sözcükleri farklı anlamda kullanmaları özelliklerinden yararlanılması da underground yazına değişik bir çeşni getirmiştir. Underground yapıtların geneline baktığımızda, sık sık düşülen tuzakları da gözardı etmememiz gerekir. Underground kavramı, ilk anda pornografiyi, kitsch'i çağrıştırdığı için, genelde pornografik ürünleri ve kitsch ürünleri underground olarak değerlendirmek hatasına sık sık düşülmektedir. Underground, 'pornografik olan'ı içerebilir ya da 'kitsch estetiği'nden veya 'katışıklılık estetiği'nden yararlanabilir. Ancak, bu da, her underground yapıtın pornografik veya kitsch olmasını gerektirmez.

Burada, çok önemli olan ve sık sık karıştırılan bir başka durum da kitsch ve kötü kategorileri arasında ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, kötü ürünleri de kitsch diye niteleme eğilimi söz konusudur. Oysa kitsch, çok sık kullanılmış ve alışılmış, basit, sıradan motifleri içeren, mesajını en basit şekilde alıcısına ileten, düşük düzeyde ve kaba bir estetik anlayışa sahip olan ürünlere verilen addır. Kötü ise hoş olmayan ve her türlü estetik tutumu reddeden, iler tutar tarafı olmayan, bayağı ürünlere verilen addır. Kötü bir ürünle karşılaşıp da, bunu kitsch diye nitelendirmek, kitsch'e yapılan bir haksızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, kavramların fazlasıyla içiçe geçtiği, karıştığı günümüzde bazı kategorileri birbirlerinden ayırırken ve bir yapıtı değerlendirmeye çalışırken dikkatli olmamızın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

TÜRKİYE'DE

Anadolu'da, yeraltı sözcüğü hep karanlıkla, bilinmeyenle, korkuyla ve ölümle özdeşleştirilerek kullanılmıştır. Hititler'de yer altı, suçluların gittiği yerdir. Sürgülü yedi kapısı bulunan, acımasız bir devin beklediği karanlıklar ülkesidir. Hititler kimi zaman ölüleri yakmışlar ve yeraltı bekçilerine bu ölülerin küllerini sunmuşlardır.

Yeraltı, Anadolu'da olumsuz çağrışımlarıyla kullanılmıştır. "Yere batasıca!", "Yerin yedi kat dibine geçesice!" gibi ilençlerin yanı sıra, insan utandığında "Yerin dibine geçmektedir" adeta. İnsan, uzaktaki bir kişiyi özlediğinde ise, "Yeraltında olmasın da, dağ ardında olsun!" da bulur teselliyi. Bazı masallardaki kimi kötülükler de yeraltından kaynaklanır. Yerin yedi kat dibindekiler masal kişisinin işini zorlaştırırlar, hedefine ulaşmasına engel olmaya çalışırlar; ya da ceza olarak masal kişisini diri diri yerin altına gömüverirler.

Genelde kötücül anlamı ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğünün kapsamı zaman içinde ülkemizde de farklılaşmıştır. Sözcük, yasadışı faaliyetlerde bulunan örgütleri, özellikle de çıkar hesaplaşmalarıyla tanınan mafyayı tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Yeraltı, kumar, fuhuş, uyuşturucu ve silah ticareti, adam kaçırma, yaralama ve öldürme, haraç alma gibi anlamları da içinde barındıran ürpertici bir sözcüğe dönüştürülmüştür. Yeraltı, aynı zamanda, hapishanelerden kaçan suçlular için de bir geçiş uzamı olmuştur. Dolayısıyla, şah iken şahbaz olan yeraltı sözcüğü, bir dönem ülkemizde sanat kavramından tamamen uzak tutulmuştur.

Günümüzde Türkiye'de genel dağıtım ağının dışında kalan, genelde bazı kitapçılarda bulunabilen, bazıları baskıyla, bazıları da fotokopiyle çoğaltılmış müzik ve yazın dergileri; bazıları da gönüllüler aracılığıyla yollarda satılan gazete ve dergiler underground kapsamında değerlendirilmektedir. Yine günümüzde öncü tarzda döşenmiş, altkültür ürünü müzikler çalışan uzamlar da underground adı altında sunulmaktadır. Genelde bu uzamlarda geçen hayatlara da underground denilmektedir. Görüleceği üzere, yazın ve müzik dışındaki bu yakıştırmalarda underground politik niteliğinden iyiden iyiye kopartılarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Yazın alanında nispeten politik niteliğini koruyan underground yapıtlarda ise dil açısından, sokağın dilinin yanısıra kabadayı jargonundan ve bıçkın ağzından sık sık yararlanıldığı görülmektedir. Underground olarak değerlendirilmesi mümkün olabilecek bazı yapıtların da, çeşni getirmek işlevinin dışında, neredeyse tamamen kabadayı jargonuyla yazılmış olması nedeniyle underground kategorisinden uzaklaştığı, ancak, yine de ısrarla underground olarak nitelendirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

SONUÇ

Sonuç olarak, günümüzde undergroundun en net biçimde, toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırması özelliğini koruduğu görülmektedir. Ancak, daha birçok özelliği bulunan undergroundun yalnızca bir özelliği ile eş tutularak anılması, bu kavramın sığlaştırılması ve rastgele her şeye underground denilmesi sonucunu da beraberinde getirmektedir. Batı toplumlarında yerleşik olan ve düzen tarafından kendini besleyen bir kısırdöngüye dönüştürülmesi gerçekleştirilmiş, bu nedenle de toplumsal yapı açısından 'zararsızlaştırılmış' ve 'evcilleştirilmiş' bir underground kavramından söz etmek mümkündür.

Türkiye'de ise, 1960'ların Amerika'sından ödünç alınmış, pek çok kavram gibi uçuşan, karmakarışık, başka kavramlarla karıştırılan ve birçok şey için rastgele kullanılan, 'başkalarından farklı olarak' anlamınca dilimize pelesenk olmuş underground sözcüğünden bahsetmek mümkündür. Belki de, bu durumda yapılabilecek en iyi şey, 'zararsızlaştırılamayacak' ve 'evcilleştirilemeyecek' bir underground anlayışını yakalamaya çabalamaktır.